DİRENİYORUZ,KAZANACAĞIZ.

 

METAL GREVİ DİSK’İN GREVİDİR! DİRENİYORUZ, KAZANACAĞIZ!

15 bin metal işçisinin grevi 29 Ocak’ta 10 kentte, 22 fabrikada başlıyor. Birleşik Metal İş Sendikamız, işveren örgütü MESS’in dayatmalarına karşı greve gidiyor. Metal işçileri insanca çalışmak, insanca yaşamak ve çocuklarının geleceği için direniyor!

Bu grev tüm sendikalarımızın, DİSK’in grevidir! MESS’in ve sarı sendikaların masa başında kurdukları oyunu fabrika fabrika bozan bu grev, işçi sınıfının onurudur! İşçi sınıfının kaderinin, işverenlerin iki dudağı arasında olamayacağını gösteren bu onurlu duruş, emeğiyle yaşamaya çalışırken sefalete, ölüme mahkum bırakılmak istenen milyonlara umut olan bir #Direnİşçi çağrısıdır.

1970’lerde MESS’i dize getiren, sınıf kardeşleriyle beraber DGM’leri ezen metal işçisinin mücadelesi, önümüzdeki günlerde 48’inci yılını dolduracak DİSK’in tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. DİSK Başkanlar Kurulu bugün, bu şanlı tarihin hakkını veren metal işçilerini selamlamaktadır.

Başkanlar Kurulumuz Birleşik Metal-İş Sendikamızın MESS’e karşı yürüttüğü grevleri, “DİSK GREVLERİ” olarak değerlendirilerek her alanda destek verilmesine karar vermiştir.

Bu karar doğrultusunda:

  1. DİSK Başkanlar Kurulu Üyeleri 29 Ocak tarihinde başlayacak grevlere toplu olarak katılacaktır.
  2. DİSK Örgütlenme Koordinasyon Kurulu toplantısında oluşturan, DİSK METAL İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA KOMİTESİ’ne bağlı olarak, sendika merkezlerinde ve bölgelerde “Metal İşçileriyle Dayanışma Komiteleri” kurulacaktır.
  3. 29 Ocak 2015 tarihinde tüm bölgelerde başlayacak grev uygulamalarına katılım sağlanacaktır.
  4. 29 Ocak 2015 tarihinde grev uygulaması başlamayan bölgelerde metal işçilerinin grevini selamlayan kitlesel basın açıklamaları yapılacaktır.
  5. Konfederasyonumuz DİSK’in 48. kuruluş yıldönümü, 13-14 Şubat tarihlerinde Kocaeli’nde iki etkinlikle kutlanacaktır. 13 Şubat 2015 Cuma akşamı DİSK üyesi sendikalarımızca yürütülen tüm direnişlerden işçiler, Kocaeli’nde kurulacak “DİRENİŞ SARAYI” çadırında bir araya gelecek ve gece boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir.

14 Şubat 2015 Cumartesi günü de direnişlerden, grevlerden gelen işçilerle, sendikalarımızın katılımı ile Kocaeli’nde büyük bir işçi mitingi düzenlenecektir.

Tüm emek dostlarını bu haklı ve onurlu direnişte yanımızda görmek istiyor, tüm halkımızı işçi sınıfının yanında olmaya çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…

YAŞASIN METAL İŞÇİSİNİN ONURLU GREVİ!

İNSANCA YAŞAMAK İÇİN #DİRENİŞÇİ!

YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI!

İNADINA SENDİKA İNADINA DİSK!



Karayollarında çalışan işçi arkadaşım,

Karayolları özelleştiriliyor.Karayollarında taşeron işçiler bize alternatifmiş gibi sunuluyor.Karayollarının deneyimli personeli,emektarları yok sayılamaz.

Yıllardır gece-gündüz çalıştık,kar da çalıştık,kışın en sıcak gününde çalıştık.Karayollarına emeğimizi,yüreğimizi,gençliğimizi verdik.Hakkımızı aldığımızda oldu bu da bizden olsun dediğimiz zamanlarımızda oldu.

Kimseyi yolda bırakmadık,iş kazalarında yüzlerce şehit verdik,işimiz kutsal dedik aşımızın peşinde koşturduk.

Ne oldu da sendika bizleri taşerona değişiyor ? Bu sendikayı ödediğimiz aidatlarla ayakta tutan biz kadrolular değilmiyiz ? Bizler yoksak bu yalan-iş var olurmu? Her sözleşme döneminde bizleri yok saymadılarmı ? 2.skala işçileri için tek bir mahkeme açmayan yalan-iş neden taşeron işçiler için binlerce dava açtı ? Bizim işlerimizi taşerona verdiren yalan-iş değilmi ?  Yalan-iş bizim işlerimiz elimizden alınırken,çay ocaklarında bizler bekletilirken ne yapıyor ? Sendika nerede ?

Sendikayı ele geçirmiş çete kendi istedikleri olsun diye,seçim hileleri yapıyor,seçilmiş delegelerin delegeliklerini iptal ediyor,taşeron işçilere oy kullandırırken mahkeme kararı var diyor ama delegeler her işyeri için ayrı seçilir dendiğinde olmaz diyor.Bütün bu olumsuzluklara rağmen neden bu sendikaya aidat ödeyelim ?

Karayollarında mücadele edecek olan kadrolu işçilerdir.Taşeron işçileri işe alan onları bize karşı kullananlar bellidir.Taşeron işçiler ,eylem yapamaz,iş ten çıkarılma korkuları vardır,geçim korkuları vardır.Karayollarına sahip çıkacak ve içimizdeki bu uyduruk sendikayı yok edecek olan bizleriz.

Haydi karayolcular iş başına,yeni bir sendikada örgütlenmeye.

YALAN-İŞ DE VAATLER BİTMİYOR


Yalan-iş de perşembe günü yapılan başkanlar kurulundan vaatler çıktı.Taşeron işçilerine Ulaştırma Bakanlığına faks çekerek kadro istemelerinin istendiği bir metin hazırlandı.Bu metni taşeron işçiler ulaştırma bakanlığına gönderecekler.Daha öncede Başbakanlığa kadromuzu verdiğiniz diye teşekkür ederiz  faksları çektiren yalan-iş in bu vaadinin üzerinden 2 yıl geçti,ortada ne kadro ne de alacak davaları ile bir gelişme çıkmadı.Yalan-iş işçi alacaklarını icraya korkusu nedeniyle götüremiyor,taşeron işçileri oyalıyor.

2.skala işçilerine her sözleşme döneminde olduğu gibi yine tamam bu sözleşmede halledeceğiz yalanları atılmaya başladı.Yalan-iş kuyruğundan hükümete yakalanmış,yargıtayda dosyaları olan yöneticileri nedeniyle köşeye sıkıştığı bir noktada bırakın 2.skalayı halletmeyi imzalayacağı sözleşme ile her işçinin öfkesini mart dan sonra ensesinde hissedecek.

Belediyelerden binlerce işçi gelmesine rağmen yalan-iş in üye sayısı düşmeye devam ediyor.Bu durum karşısında panik havası yalan-iş de  esmeye başladı.


DEV-YAPI-İŞ ÖRGÜTLENMEYE DEVAM EDİYOR

Karayollarında örgütlenme çalışmalarına devam eden Dev Yapı-İş Sendikası bugün İnternet sitesinden Antalya ve Kayseri temsilciliklerinin ardından Adana'da Karayolları kadrolu işçisi Benal ÇOLAK'ı,Adıyaman'da Karayolları kadrolu işçisi Halit BUĞDAYCI'yı,Konya'da Karayolları kadrolu işçisi Levent ÖZUĞUR'u İl temsilcisi olarak atadığını duyurdu.

                                      

YALAN-İŞ DE YALANLAR BİTMİYOR

Facebook üzerinden bilgi paylaşımında  bulunulan bir sayfa karayollarında çalışan taşeron işçilerini Ankara’ya  eylem yapmak için çağırmış ve bunun üzerine bizlerde “taşeron işçiler bu oyuna gelmeyin bu eyleme katılmayın diye “ yazı yazmıştık.

Yazdığımız yazının ne kadar doğru olduğunu bugün için her arkadaşın daha iyi anlayacağını düşünüyorum.

Karayollarında çalışan taşeron işçilerin Eylem yapması takdir edilecek bir durumdur.Bu sıradan bir işçi için büyük bir özveridir.Aldığınız üç kuruş maaşın 4/1 ini Ankara ya eyleme gitmek için harcamak her işçinin bugünkü şartlarda yapabileceği bir şey değildir.Bu eyleme inanarak katılan her işçiyi takdir ederim.

Ancak ; sizleri Ankara ya çağıran yalan-iş sendikasının  sekreteriyse,sizleri Ankara da eyleme götüren yalan-iş sendikası ile bağlantılı sendika uşağı taşeron işçilerse bu durumu iyi incelemeniz bunların oyunlarına ortak olmamanız gerekir.

İşçiler öncelikle kendi yakınlarındaki kendi durumlarındaki arkadaşlarına inanır onlarla beraber hareket ederler.Ne yazık ki  facebooktan yayın yapan o sayfa sendikanın uşaklarının kontrolünde ve denetiminde hareket etmektedir.Bu sayfa üzerinden taşeron işçiler sendikaya bağlanmakta,bu sayfa üzerinden taşeron işçilere yalan yanlış bilgiler aktarılmaktadır.

Ankara ya eyleme giderken amaçlanan kadro almak değilmidir ? Peki kadroları Türk-İş yönetimimi vermiyor da eylemi orada yaptınız ? Hadi diyelim ki ses getirmek adına orada eyleme başladınız ne oldu da yalan-iş in bursa,İstanbul,mersin şubelerinin başkanları  tesadüfen ! (Evrensel gazetesi öyle yazıyor) orada  size ulaştı ve sizi  ramazan ın ayağına  yalan-iş e gitmeye razı etti ? Hadi diyelim yalan-iş de eyleme devam etmeyi düşünüyordunuz da oraya öyle gittiniz ne oldu da oturmaktan vazgeçtiniz tıpış tıpış evlerinize döndünüz ? Yaptığınız eylem ile neyi gerçekleştirdiniz ? Hangi başarıyı elde ettiniz?

Ankara ya giderken amacınız KADRO almak değildi.Amacınız bir grup yol-iş yöneticisinin sizlere kurduğu tuzaktaki rolünüzü oynamanızdı.Rolünüzü oynadınız tıpış tıpış da evlerinize geri gönderildiniz.Çünkü yalan-iş in başkanlar kurulu öncesinde Ankara ya çağırılmanız tesadüfmüydü sizce ? Birileri yalan-iş de kendisine üst yönetimde yer bulmak adına sizleri kullanmaya çalıştı.Türk-iş binasında oturma eylemi yapmak yerine neden başbakanlığın önüne gitmeyi düşünmedi bu yalan-iş sendikasının sekreteri sizce ? Kadroyu vermeyen başbakanlık değilmi ?  Yapılan eylem sahte ve göz boyamak amaçlı olunca eylem de ancak bu kadar olabiliyor.Bu eylem falan değil düpedüz eylem görünümlü aldatmacadır.Bu tarz sahte eylemler işçilerin önünü kesmeye,yalan-iş de tutmaya asla yetmeyecek.İşçiler er ya da geç gerçek sendikaları arayıp bulacaklar.İşçilere baskı yapanlar,işçilere korku salanlar,işçileri sürgünlerle test edenler ,işçilere yalanlarla oyalayanlar elbet birgün hesap verecek.Bu hesap verme zamanı yalan-iş için yaklaşıyor olmalı ki yalan-iş her alanda korkudan saldırmaya başladı.

Karayolları işçilerinin haklarını almalarının ve özelleştirme saldırılarının durdurulmasının tek koşulu " TÜM İŞYERLERİNDE İŞ BIRAKMAKTAN " Geçmektedir.

Karayollarında çalışan taşeron işçileri,ikinci skala işçileri ve 1.skaladan faydalanan işçi arkadaşlarımız;

YALAN-İŞ ‘ e mahkum değilsiniz.Yalan-iş ‘e zorunlu değilsiniz.Anayasamızın sizlere verdiği hakkı kullanarak YALAN-İŞ den istifa etmenizin zamanıdır.Taşeron işçilerin kadro hakkını ve alacaklarını , 2.skala işçilerin 2.skalasını,her sözleşme döneminde bizleri sefalete mahkum eden %3 lük zamlardan kurtulmanın yolu yeni bir sendikada örgütlenmek ve mücadele etmektir.




DİSK/DEV YAPI-İŞ DEN KARAYOLLARI İŞÇİLERİNE AÇIK ÇAĞRI

10 bine yakın karayolu işçisi yıllardır taşerona karşı direniyor.


Yıllarca karayollarının tüm yükünü çeken bu arkadaşlarımız taşeron zulmüne karşı “kadro” ve ”güvenceli iş” taleplerini yükseltiyorlar.


Yargıya gidiyorlar, davaları kazanıyorlar, mahkemeler işçilerin Karayolları Genel Müdürlüğü işçisi olduğunu tescil ediyor ancak iktidar hak, hukuk, adalet tanımıyor.


Mahkeme kararları yıllardır uygulanmıyor. Yıllardır göz göre göre işçilere karşı bir suç işleniyor.


İşledikleri suç yetmezmiş gibi zaten kazanılmış hakları vermemek için ahlaksız teklifler gündeme getiriliyor.


İşçileri kadroya geçirme şartı olarak tüm haklarından vazgeçmeleri, önerilen düşük ücreti kabul etmeleri isteniyor. Mahkeme ile kazanılan bir hak, hukuksuz biçimde şarta bağlanıyor.

Ancak yine de suç işlemeye doymuyorlar. Tüm dedikleri kabul edilse bile kadroya giriş şartı olarak sözlü sınav getirmek istiyorlar. Böylece “bu haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında boyun eğersen kadroya alınırsın” mesajı veriliyor.


İşçilerin kazanılmış hakları üzerinden kirli bir oyun oynanıyor. Oyalama taktiği ile süreç uzatılmaya çalışılıyor.

Bu oyalama taktiğine, bu hukuksuzluğa karşı sesini yükselten karayolu işçilerinin isyanı isyanımız, öfkesi öfkemizdir.

Gün iktidardan kadro dilenme, icazet bekleme değil; adalet için, kazanılmış haklarımız için direnme günüdür.


Karayolu işçisi arkadaş

Biz DİSK/Dev Yapı İş sendikası olarak davanızı davamız biliyoruz.

Her kararını işçilerle birlikte alan, direnişte, müzakerede, mahkemede, sokakta, işyerinde işçiler ile var olan DİSK’in geleneğine uygun olarak sizlere bir vaatte bulunmuyoruz.

Biz söz veriyoruz ve o sözümüz sizinle mücadele etmek, sizin mücadelenize nefer olmaktır.

Bizim sözümüz tarihimizdir!

Bizim sözümüz sizin sözünüzdür!

TAŞERON KÖLELİĞİNİ YIKACAĞIZ!

TAŞERONA KARŞI #DİRENİŞÇİ

İNADINA SENDİKA İNADINA DİSK! 

 

                                           DEV YAPI-İŞ SENDİKASI



KARAYOLLARI TAŞERON İŞÇİLERİ OYUNA GELMEYİN

Karayolları işçilerinin kurduğu çeşitli facebook sayfaları var ve burada taşeron işçiler görüş alışverişinde bulunuyorlar.

Bu sayfalardan bir tanesi de karayolları taşeron işçi birliği sayfası.Bu sayfayı idare edenlerin büyük bölümü yol-iş ile bir şekilde bağlantılı.Bu sayfada Yol-iş hakkında tek kelime eleştiri yapılamıyor,eleştiride bulunanlar engelleniyor.Sayfayı idare eden şahıs yol-iş in bir sekreterinden talimat alarak hareket ediyor.Sayfaya bizzat yol-iş genel merkezinden bilgi aktarıldığını her taşeron işçi bilmesine rağmen günlük çıkarları uğruna sayfayı takip ediyor.Bu sayfa Yol-iş sendikası eylem demeden bir hafta önce eylem yapalım diye imza toplamaya başlıyor,yol-iş basın açıklaması yapmadan önce yol-iş den aldıkları basın açıklamasını sayfada yayınlıyor.Bu facebook sayfası gazetecilere sahte ödüller veriyor sayfayı öne çıkarmak ve taşeron işçileri kullanmak adına her türlü rezilliği yapıyor.Gazete gazete dolaşan,kanal kanal gezen yol-iş sekreteri  taşeron işçilerin yanındayım mesajı vererek yol-iş de maaşlı çalıştığını unutturmaya,yol-iş den bağımsız hareket ediyor izlenimi  yaratmaya gayret ediyor.

Karayolları taşeron işçilerinin üye olduğu yol-iş sendikası 44 aydır yargı kararlarını uygulamayan hükümete karşı  tavır alamazken,hükümetle anlaştık,alacak davaları devam ediyor,torba yasayı bekliyoruz ve en son olarak da iş güvenliği yasasında kadro alacağız yalanları ile taşeron işçileri uyutmaya devam ediyor.Yol-iş  sendikası iki sene önce toplu iş sözleşmesine dahil ettiği ancak toplu iş sözleşmesinin hiçbir maddesinden yararlandırılmayan taşeron işçilerine eylem yapalım diyemiyor.Uydurma gaz almak amaçlı basın açıklaması yapmak için 1.5 milyon lira harcayabiliyor.Yol-iş sendikasının başkanından muhasebe müdürüne kadar hepsi yolsuzluk-evrak sahteciliği yaptıkları iddiası ile Yargıtay ceza daireleri genel kurulunda yargılanıyor.Yol-iş in başkanının ve yönetimin bu nedenle hükümete karşı duramadığı işçilerin haklarını savunamadığı iddiaları her işçinin dilinde.

Taşeron işçi birliği sayfası yol-iş yönetimi her nerede tıkanır atacak yeni yalanlar bulamazsa hemen devreye giriyor.Ya twitter dan mesaj kampanyası düzenliyor,ya imza kampanyası düzenliyor,ya gazetelere haber yaptırmak adına sahte ödüller vermeye başlıyor.Bu sayfa karayolları taşeron işçileri arasında “ALGI OPERASYONLARI”  düzenleyerek yol-iş  sendikasını bir müddet daha işçinin sırtında yük etmeye çaba gösteriyor.

Facebook Taşeron işçi birliği sayfası en son olarak da taşeron işçileri 21 ocak günü Ankara da eyleme,çadır kurmaya çağırdı. Bu sayfayı tanımayan birisi olsam ben bile bu çağrıyı olumlu karşılar Ankara ya eyleme koşardım.Ne yazık ki bu yapılan eylem çağrısı bile Taşeron işçilere kurulan bir tuzaktır.21 ocak Çarşamba gününü kim belirledi ? Arkasında birileri yoksa her ayın sonunu zor getiren taşeron işçiler Ankara ya hangi parayla gidecekler ? Çarşamba gününün eylem günü olarak seçilmesinin sebebi nedir ? Kış koşullarında iş bırakmanın 3 gün işe gitmemenin iş’ten atılmakla sonuçlanacağını bile bile kaç taşeron işçi bu eyleme katılır ? Bu sorulara çoğunuzun vereceğini cevaplar kurulan tuzağı deşifre etmeye yetecektir.

Direnmek,hakkını aramak biz işçilerin sık sık başvurduğu bir yöntem olmasa da çözümsüz kaldığımızda ayaklarımızdaki prangalardan kurtulmamız gerektiğini,birleşen işçilerin yenilmeyeceğini elbette biliyoruz.

Facebook taşeron işçi birliğinin asıl amacı hazırlıksız,örgütsüz bulduğu karayolları taşeron işçilerini olmayacak eylemlere çağırarak,olmayacak twitler attırarak,olmayacak imza kampanyaları düzenleyerek  “Bakın biz işçiler eylem yapamıyoruz,birleşemiyoruz,yol –iş sendikası olmadan kımıldayamıyoruz “dedirtebilmek ve bu yolla  yol-iş  sendikasının yaptığı tüm olumsuzluklara taşeron işçileri ikna etme düşüncesidir.

Yol-iş sendikası  iki yıl önce taşeron işçilere “Başbakanım kadromuzu verdiğiniz için size teşekkür ederiz” Diye faks mesajlarını çektirdiği gün  tükenmiş bir sendika olduğunu kamuoyuna ilan etmiştir.Bir sendika üyelerinin Yargıtay da onaylanmış kadrolarını  başbakan ın verdiğine inandığında sendika olma vasfını yitirmiştir.Yol-iş sendikası en başındaki başkanından en sonundaki muhasebe müdürüne kadar  yolsuzluğa-sahteciliğe bulaşmışsa  bu durumda sendikacılık yapamaz.Her kim ne kadar çabalarsa çabalasın “YOL-İŞ BİTMİŞ TÜKENMİŞ,İŞÇİSİNE YALAN ATAN BİR SENDİKADIR “      ve yol-iş sendikasını bu düştüğü bataktan kimse kurtaramaz.

Karayollarındaki özelleştirmeyi durdurmanın,taşeron işçilerinin yargı kararlarının uygulanarak kadro almalarının sağlanmasının,2.skalanın
kaldırılmasının tek koşulu "İŞÇİLERİNE YALAN ATMAYAN,YOLSUZLUKLARA BULAŞMAMIŞ,KİMSEYE DİYET BORCU OLMAYAN,MÜCADELECİ BİR SENDİKADA ÖRGÜTLENMEKTİR."

Bu düşüncelerle sizleri DİSK/DEV YAPI-İŞ SENDİKASINA  üye olmaya davet ediyorum."İNANIRSAN BAŞARIRSIN"


KARAYOLLARI TAŞERON İŞÇİLERİNE KADRO YOK 


Karayolları taşeron işçilerinin umudu kadro hayal oldu.Belediyelerde kadrolu işçi pozisyonunda çalışan binlerce işçi karayollarına atanmaya başladı.Belediye kadrolarındaki fazlalıklar çeşitli kamu kurumlarına gönderilerek belediyelerin personel giderleri azaltılmaya çalışılıyor.Kapanan özel idarelerinden belediyelere gönderilen 3000 civarındaki kadrolu işçi milli eğitim,ulaştırma,tarım bakanlığına atanmaya başladı.

Karayollarındaki özeleştirmeler nedeni ile  işçi ihtiyacı olmamasına rağmen yüzlerce kadrolu işçinin karayollarına atanması personel arasında sıkıntılara yol açıyor.Yeni atanan işçiler pozisyonsuz , düz işçi olarak atanıyor.Belediyeden gelen işçilerin ücretleri 1500 tl civarında ve 2.skaladan bile düşük.

Karayollarında belediyeden gelenler,kapanan özel idarelerden gelenler,seka'dan gelenler,92'liler,2.skalacılar olmak üzere bölünmüş bir yapı gözleniyor.Bu yapı içerisinde gruplaşmalar nedeniyle personel arasında sıkıntılar yaşanmaya başladı.

Özelleştirme nedeniyle işsiz durumda çay ocaklarında oturtulan işçiler arasında huzursuzluklar yaşanıyor.Kadrolu işçilere iş bulamayan karayolları taşeron işçilerden vazgeçti.




DİSK “Taşeron İşçi Buluşması”na katıldı

CHP Genel Başkan yardımcıları Yakup Akkaya ve Mehmet Bekaroğlu’nun koordinatörlüğünde hazırlanan toplantıya DİSK adına yönetim kurulu üyeleri Alaaddin Sarı, Muharrem Özen ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi Müdürü Tevfik Güneş katıldı.

Toplantıda DİSK’in görüşlerini anlatan Alaaddin Sarı, konfederasyonumuzun ve üye sendikaların taşeron işçilerin örgütlenmesine dair deneyimlerinden örnekler verdi ve taşeron işçilerin mutlaka sendikalarda örgütlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Sarı konuşmasında DİSK’in taşeron işçileri örgütleyerek önemli mücadeleler verdiğini ve kazanımlar elde ettiğini de vurguladı.





İş güvenliğine “çözüm”: Borçlar silinecek!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, iş güvenliği uzmanı çalıştıran patronların geriye dönük 1 yıllık borcunu sileceklerini açıkladı. Bursa’da patronlara seslenen Çelik, iş cinayetlerine ilişkin “İşçi halen görevini yapmıyor” diyerek işçileri de suçlamayı ihmal etmedi.

                                 

Başta inşaatlar ve madenler olmak üzere iş cinayetleri hzı kesmeden devam ederken Çalışma Bakanı Çelik, Bursa Sanayi ve Ticaret Odası (BTSO) işbirliğiyle Bursa'da düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği iskele kurma seminerinde patronlara müjde verdi.

 

Kendisini savundu!

İşçi cinayetlerine ilişkin kendisine yöneltilen tepkilere karşı savunmaya geçen Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“Taş yumurtanın üzerine düşese olan yumurtaya oluyor, yumurta taşın üzerine düşerse olan yine yumurtaya oluyor. İş kazaları meydana geldiği zaman yaşanan tüm sorunlarda nerede yanlışlık var, bu araştırılmadan direk sorumlu yumurta, direk sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hedef tahtası gösteriliyor. Bu konuyla ilgili suçlu aramak için söylemiyorum ama bu sorunların çözülmesi için düzenlenen bu etkinlikler, sorunların çözülmesine vesile olur.”

 

Suçu yine işçiye attı

İş cinayetlerini son yıllarda düşürdükleri yalanını savuran Çelik, geçtiğimiz yıl istatistiklerin anlamsız hale geldiği itirafında bulunarak, birçok maden ve inşaatı denetlediklerini ve yüzlercesini kapattıklarını iddia etti. Patronları sözde eleştirerek ‘aşırı kar hırsı’ vurgusu yapan Çelik, iş cinayetlerinde suçu işçilere attı:

“Sorun farkındalık sorunu, aşırı kazanma hırsı. İşverenin görevi mevzuatı uygulama ve tedbir almadır. Senin görevin bu. Çalışanın görevi bu tedbirlere uymak. Toplam iş kazaların yüzde 12,5’i, ölümlü iş kazalarının yüzde 34’ü, bu ölümlerin yüzde 42’si de yüksekten düşmeden kaynaklanıyor. Bu konudan ders almamız lazım. Kaçak çalıştırılan yerlerde yaşanan olaylardan dolayı ders çıkarıldığı kanaatinde değilim. İşçi halen görevini yapmıyor”

 

Borçlar silinecek

Çelik patronlara borçlarının silineceğini müjdeleyerek şunları söyledi:

“Ey iş verenler, iş güvenliği uzmanı bulundurun diye gırtlak patlatıyoruz. Şimdi yasa geriye doğru 1 yıl borcun var, 6 ay içerisinde iş güvenliği uzmanı aldığında geçmiş borçlarını siliyor. Bir cana tüm bu maliyetleri kıyas edemeyiz. Gördük ki acıtmadan bu olayların önüne geçemeyeceğiz. Taraflarla görüşerek bu yasanın düzenlemesini gerçekleştireceğiz. Eski tarz alışkanlıklarla yürüyemeyeceğimiz ortadadır. Eski köye yeni adet getirmek zorundayız.”

 

Zorlananlara Suriyeli köle!

Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Suriyelilerin kapsamlı bir şekilde ucuz iş gücü haline getirileceği sinyalini veren Çelik, şu şekilde konuştu:

“Bazı iş kolları eleman bulmakta zorlanıyorlar. 2 milyona yakın Suriyelinin istihdamının nasıl edilmesi ile ilgili bakanlar kurulunda ele alacağız. Eleman bulmakta zorlanan alanlarda belli bir oranda Suriyeli vatandaşların istihdamıyla ilgili dengeli olarak çalışmalarımız olacak."



BİRLEŞMEK YENİLMEZ KILAR.

Karayolları Kayseri 6. Bölge’den öncü işçiler, Niğde’de 20 taşeron işçisinin işten çıkarılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Öncü karayolu işçileri, Yol-İş bürokratlarının suskunluğunu teşhir etti.

Öncü karayolu işçilerinin açıklaması şöyle:

“Yargı kararlarıyla karayolu işçisi oldukları kanıtlanan taşeron işçileri kadro beklerken ülkenin dört bir yanında işten çıkarılıyorlar. AKP iktidarı taşeron ağalarının işten çıkarma icraatlarına destek veriyor. Zira taşeron işçilerinin karayolu işçisi olduklarına dair onlarca mahkeme kararına rağmen ipe un seriyor. 

Niğde’de Otoyol Bakım İşletme Şefliği’nde temizlik, taşımacılık ve bakım işlerinde çalışan 20 taşeron işçisi işten çıkarıldı. Böylece 20 taşeron işçisi sefaletin kör kuyusuna atıldı. Kadrolu olma umudunu koruyan taşeron işçilerin payına yine işsizlik düştü. 

Bu işten atılma işlemi aynı zamanda tepeden tırnağa bir hukuksuzluğu içermektedir. Taşeron patronları 4857 sayılı kanunda yer alan işten çıkarma usulünü uygulamayı yük sayıyorlar. Nitekim 20 taşeron işçisi kardeşimizi işten çıkarırken, ne işçilere ihbarda bulunmuş, ne iş aramak için yasal hak olan iki saatlik izni kullandırmış, ne de işçilere ihbar tazminatı ödemişlerdir.

Tüm bunlar olup biterken Yol-İş Kayseri 1 No’lu Şube yönetimi süreci elleri böğründe izlemektedir. Taşeron işçilerinin kıyıma uğramasının önüne geçmenin de, taşeron işçilerinin kadro haklarını almanın da, taşeronluk köleliğine son vermenin de biricik yolu karayolu işçilerinin birliğini pekiştirmesidir. Çünkü ancak birleşmek karayolu işçilerini yenilmez kılar!

22 Şubat'ta Kayseri’de İşçilerin Birliği Kurultayı düzenlenecek. Kurultay aynı zamanda taşeron köleliğine karşı mücadelenin kürsüsü olacak.

Kardeşler,

Karayollarında taşeron, kadrolu, sözleşmeli olarak çalışan biz işçiler birleşirsek özelleştirme saldırısını da, taşeronluk köleliğini de patronu üzmeme sendikacılığı düzenini de yıkarız!” 





Yol-İş seyirci kalmaya devam ediyor

Yol-İş Sendikası, karayollarında taşeron işçileri arasında örgütlüdür. İstediği zaman, taşeron işçilerini istediği eyleme götürür. En son yapılan basın açıklaması için 5 bin taşeron işçisini Ankara’ya götürmüş ve Ramazan Ağar’ın açıklamasına göre 1.5 milyon TL’yi bu basın açıklamasına harcamıştır. Yol-İş istese, istediği zaman ve yerde eylem yapabilecek bir sendikadır. Ancak eylem yapacak gücü ve cesareti kendinde görmeyen bir sendikal yönetime sahiptir.

 

Kış koşullarının kapıya dayandığı bu günlerde Yol-İş, binlerce karayolları taşeron işçisinin iş güvenliği olmayan, donanımsız araçlarla, kum kamyonlarının üzerinde karla mücadele yürütmesini seyretmektedir. Sendikaların tek görevi işçilerinin ekonomik haklarını korumak, geliştirmek değildir. Sendikaların en önemli görevlerinden biri, işçinin iş güvenliği içerisinde çalışmasını sağlamaktır. Yol-İş yönetimi de yarın meydana gelebilecek iş kazalarının ortağı durumunda olacaktır. Madem iş güvenliği yok, madem taşeron firmaların araçları donanımsız ve yetersiz, sendika olarak bu duruma müdahale etme hakkın varken neden sessiz kalıyorsun? Neden işçilerin bu ortamda çalışmasına göz yumuyorsun? Taşeron firmaların yasak savmak adına yasaların öngördüğü iş güvenliği kursu gören her işçiyi yola salmalarına sessiz kalmanın can yakacağını Yol-İş bilmiyor mu? Yol-İş şube başkanları gazetelerde genel müdürlüğü eleştirirken kendi görevlerini yapmamanın acizliğini hissetmiyorlar mı?

Binlerce iş makinası sundurmalarda çürütülürken, karayolları işçilerinin işleri ellerinden alınarak taşeron firmalara ihale edilirken, kar mücadele araçları geçen sene bedelsiz taşeron firmalara verilirken yol-iş neden tepkisiz kalıyordu? Kadro pazarlığı bitmeyen, torba yasada torbanın içinde kalan Yol-İş yönetimi hala ne bekliyor? Toplu iş sözleşmesi süreci başlamışken, ülkede genel seçimlere 5 ay kalmışken, 42 aydır uygulanmayan yargı kararı cebindeyken, trilyonluk alacak davaları devam ederken bunca imkana rağmen Yol-İş yönetiminin bu sessizliği neden?

Seçimlerde liste sözü alarak yargı kararlarından kurtulmaya çalışanları yakında kötü günler bekliyor. Cengiz topel Dikbaş 

 

KARAYOLLARI NİĞDE ŞUBE DE ÇALIŞAN 20 TAŞERON İŞÇİ YILBAŞINDA İŞSİZ KALDI

Karayolları 64. Niğde Otoyol Bakım İşletme Şefliğinde çalışan üç ayrı taşerona ait 20 taşeron işçinin “yeni yıl hediyesi” işten atılmak oldu. Karayollarında çalışan taşeron işçiler, yargının aldığı kararın uygulanmasını ve kadrolu olmayı beklerken işsiz kaldı.Diğer otoyol işletmelerinden de yaklaşık 130 taşeron işçinin işine son verildi.



94 SAYILI ILO SÖZLEŞMESİ VE TAŞERONLUKLA MÜCADELE

 
Yıldırım KOÇ


Taşeronlukla mücadelede işçi sınıfının elindeki çok önemli araçlardan biri, 94 sayılı ILO Sözleşmesi'dir. Bu Sözleşme, 2004 yılındaki Anayasa değişikliği sonrasında doğrudan uygulanırlık kazanmıştır.
Bugün tartışılan konulardan biri, taşeron işçilerinin "başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi" sayılması sonrasında geriye dönük haklarının belirlenmesinde sendika üyeliğinin etkisidir. Taşeron işçisi eğer geçmişte sendika üyesi değilse, toplu iş sözleşmesinden yararlanabilecek midir? Bu konuda iç mevzuatımıza ilişkin tartışmalar yapılırken dikkate alınması gereken en önemli belge, doğrudan uygulanırlık kazanmış olan 94 sayılı ILO Sözleşmesi'dir.


KAMU İŞLETMELERİNDE TAŞERON İŞÇİLERİ

Bu Sözleşmeye göre, kamu sektöründe iş alan taşeronların işçilerine, sendika üyesi olmasalar bile, işin başlangıcından itibaren o işkolundaki toplu iş sözleşmesi uygulanmak zorundadır.
94 sayılı ILO Sözleşmesi'ne göre,
(1) Muvazaalı taşeronluk ilişkisinde asıl işverenin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi taşeron işçilerine sendika üyesi olsunlar/olmasınlar geçmişe dönük olarak uygulanır; 
(2) Muvazaalı taşeronluk ilişkisinde asıl işverenin işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yoksa, o işkolunda en yaygın toplu iş sözleşmesi taşeron işçilerine uygulanır; 
(3) Muvazaalı olmayan bir taşeronluk ilişkisinde asıl işverenin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi taşeron işçilerine sendika üyesi olsunlar/olmasınlar geçmişe dönük olarak uygulanır; 
(4) Muvazaalı olmayan bir taşeronluk ilişkisinde asıl işverenin işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yoksa, o işkolunda en yaygın toplu iş sözleşmesi taşeron işçilerine uygulanır; 
(5) Bu haklar, kamu kesiminde taşeronluk dışında anahtar teslimi iş veya müteahhitlik yoluyla iş alanların çalıştırdığı işçiler için de geçerlidir. 


94 SAYILI ILO SÖZLEŞMESİ'Nİ KULLANIN! 

"Bir Amme Makamı Tarafından Yapılan Mukavelelere Konulacak Çalışma Şartlanna İlişkin 94 No.lu ILO Sözleşmesi" Türkiye tarafından 1960 yılında onaylandı.
94 sayılı ILO Sözleşmesi'nin 1. ve 2. maddelerine göre, bir kamu makamı tarafından yapılan "bayındırlık işlerinin yapılması, tadili, tamiri veya yıkımı; materyal, levazım ve teçhizatın imali, takılması, işlenmesi veya nakli; hizmetlerin bizzat ifası veya temini" amacıyla bir ihalede işçi çalıştırılması durumunda, bu işte çalıştınlacak işçiye ödenecek ücret ile işçinin çalışma süreleri ve diğer çalışma şartları konularında sağlanacak haklar, ilgili işkolunda uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin getirdiği haklardan daha düşük olamaz. Sözleşmenin 5. maddesine göre, bu şartların yerine getirilmesinden, ihaleyi yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. 
Kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan ihalelerde iş alan işverenlerin işyerlerinde çalışan işçiler, toplu iş sözleşmesine taraf sendika üyesi olup olmadıklarına bakılmaksızın ve aynca bir teşmil karan gerekmeksizin, yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin, ücret, çalışma süreleri ve diğer çalışma şartlanna ilişkin haklarından aynen yararlanabilmektedir.
İşi veren kamu kurum veya kuruluşu, işin yapımına ilişkin mukaveleye (sözleşmeye) işkolunda bağıtlanmış olan toplu iş sözleşmesinin ücret ve diğer haklara ilişkin hükümlerini koymak ve bu mukavelenin bu hükümlerinin ihlali durumunda da, mukaveledeki taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımları uygulamak zorundadır. Sendikalar! Uyumayın! 94 sayılı ILO Sözleşmesi'ni kullanın!


 DİSK/DEVRİMCİ YAPI-İŞ SENDİKASININ  KARAYOLLARI TAŞERON İŞÇİLERİ İÇİN  YAPTIĞI  BASIN AÇIKLAMASIDIR

10 bine yakın taşeron işçisi yıllardır direniyor.

Yıllarca karayollarının tüm yükünü çeken bu arkadaşlarımız taşeron zulmüne karşı “kadro” ve ”güvenceli iş” taleplerini yükseltiyorlar.


Yargıya gidiyorlar, davaları kazanıyorlar, mahkemeler işçilerin Karayolları Genel Müdürlüğü işçisi olduğunu tescil ediyor ancak iktidar hak, hukuk, adalet tanımıyor.


Mahkeme kararları yıllardır uygulanmıyor. Yıllardır göz göre göre işçilere karşı bir suç işleniyor.


İşledikleri suç yetmezmiş gibi zaten kazanılmış hakları vermemek için ahlaksız teklifler gündeme getiriliyor.



İşçileri kadroya geçirme şartı olarak tüm haklarından vazgeçmeleri, önerilen düşük ücreti kabul etmeleri isteniyor. Mahkeme ile kazanılan bir hak, hukuksuz biçimde şarta bağlanıyor.


Ancak yine de suç işlemeye doymuyorlar. Tüm dedikleri kabul edilse bile kadroya giriş şartı olarak sözlü sınav getirmek istiyorlar. Böylece “bu haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında boyun eğersen kadroya alınırsın” mesajı veriliyor.


İşçilerin kazanılmış hakları üzerinden kirli bir oyun oynanıyor. Oyalama taktiği ile süreç uzatılmaya çalışılıyor.


Bu oyalama taktiğine, bu hukuksuzluğa karşı sesini yükselten karayolu işçilerinin isyanı isyanımız, öfkesi öfkemizdir.


Gün iktidardan kadro dilenme, icazet bekleme değil; adalet için, kazanılmış haklarımız için direnme günüdür.


Karayolu işçisi arkadaş

Biz DİSK/Devrimci Yapı İş sendikası olarak davanızı davamız biliyoruz.

Her kararını işçilerle birlikte alan, direnişte, müzakerede, mahkemede, sokakta, işyerinde işçiler ile var olan DİSK’in geleneğine uygun olarak sizlere bir vaatte bulunmuyoruz.Biz söz veriyoruz ve o sözümüz sizinle mücadele etmek, sizin mücadelenize nefer olmaktır.

Bizim sözümüz tarihimizdir!

Bizim sözümüz sizin sözünüzdür!

TAŞERON KÖLELİĞİNİ YIKACAĞIZ!


TAŞERONA KARŞI #DİRENİŞÇİ


İNADINA SENDİKA İNADINA DİSK! 

 

                        DEVRİMCİ YAPI İŞÇİLERİ SENDİKASI